Türkiye’de Nasıl Arkeologluk Yapılır ?

An itibarı ile Türkiye’de, örgün ve ikinci öğretimler dahil olmak üzere eğitim vermekte olan 41 farklı Arkeoloji bölümü söz konusudur. Kontenjanları genel olarak 40 ila 70 arasında değişen bu programlardan yıllık ortalama 2200 kişi mezun olmaktadır. Her geçen gün yeni programların açılmaya ve dolayısıyla öğrenci sayılarının artmaya devam ettiği bu bölüm, verdiği mezun sayısının çokluğuna rağmen Türkiye’de maalesef bir meslek kolu algısına tam olarak dönememiş durumdadır. Mezuniyet sonrasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki çeşitli görevler, akademisyenlik, Kudeb, özel müzeler ve serbest arkeologluk bir arkeolog için belli başlı iş olanakları olarak görülmektedir. Bununla beraber bütün bu iş olanaklarını değerlendirmek için de arkeoloji diplomasından fazlası gerekmektedir. Sınav adlarının ve sistemlerinin sürekli değişime uğradığı ülkemizde bu işi aralıksız takip etmek mutlak bir dikkat ve özveriyi gerektirmektedir.

Mezun Oldum Şimdi Ne Yapacağım?

Arkeoloji bölümlerinde (ne okumak istediğini bilerek gelinmişse eğer) öğrenci olmak büyük bir keyiftir. Kazı, yüzey araştırması gibi faaliyetlerin doğası gereği hem çileli hem de bir o kadar eğlenceli olduğunu unutmamak gerekir. 4 yıllık öğrencilik hayatı boyunca insanlar genelde lisansüstü eğitim yapıp yapmamak arasında bir süre bocalasalar da çoğunlukla bu konunun üzerinde pek durmazlar ve diploma alma zamanı gelip çattığında akıllarda şu soru oluşur: “Eee diplomayı aldık şimdi ne olacak”? Koskoca lisans eğitimi boyunca bu konuya az çok kafa yormuş veya bir yol göstereni çıkmış kişiler ALES ve ÜDS-KPDS (Yeni hali ile YDS) sınavlarının adlarını duymuş ve hatta belki bu sınavlara girmişlerdir. Sınava girip dişe dokunur puanlar almış olanlar lisansüstü eğitim ve Akademik Kadro ilanlarına başvuru yapma haklarına sahip olacaklarından daha çok bu amaçla hareket etmeye başlarlar. Bakanlıkta çalışmak için ise Arkeoloji ile ve hatta üniversite öğrenimi ile herhangi bir alakası bulunmayan KPSS sınavına girmek gereklidir. Bu sınavda başarı elde eden kişiler yılda bir bazen iki yılda bir açılan bakanlık kontenjanlarına başvuru yapabilmektedir.

Nasıl Akademisyen Olunur?

Üniversitelerde Arkeoloji Bölümlerinde akademisyen olmanın iki yolu vardır cari alım ve merkezi atama. Cari alım her üniversitenin ihtiyacına yönelik olarak açtığı ve yazılı sınav, mülakat gibi eleyici unsurlara da sahip bir yöntemken merkezi alımlarda yalnızca puanlar konuşmaktadır. Her iki usulün de kendine özgü iyi ve kötü yanları mevcuttur. Ülkemizde merkezi alımlar iki ana yöntemle yapılmaktadır. YLSY(Yurt Dışına Lisansüstü Öğrenim Görmek Üzere Gönderilecek Adayları Seçme ve Yerleştirme) ve Ö.Y.P.(Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı).

Cari alım için başvuru yapılabilecek kadrolar: Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi ve Uzman kadrolarıdır. Bu kadrolara başvuru yapmak için yukarıda bahsettiğimiz ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı) ve yeni hali ile YDS (Yabancı Dil Sınavı) sınavlarından asgari puanları (ALES’ten 70 ve YDS’den 50) almış olmak,

T.C. vatandaşı olmak,

İlgili bölümden mezun olmak,

35 yaşından gün almamış olmak gibi şartlar aranmaktadır (Öğretim Görevlisi ve Uzman kadrolarında yaş sınırlandırması yoktur).

Öğretim Görevlisi ve uzman kadroları için yüksek lisans yapmış olmak veya alanında 2-10 yıl tecrübeli olmak gibi özel şartlar da olabileceği gibi bu kadrolara başvuru da dil şartı aranmaz. Tecrübe kısmı ayrıca ilginçtir zira bir arkeologun arkeoloji ile ilgili bir işte 10 yıl tecrübeye sahip olması ve bunu SGK primleri ile belgeleyebilmesi ülkemiz şartlarında pek de kolay değildir. YÖK’ün sitesinde çeşitli zamanlarda ilan edilen bu kadroları takip etmek için yok.gov.tr. sitesindeki Akademik Kadro İlanları bölümüne sık sık göz atmak gereklidir. Başvurular şahsen ve posta yoluyla ilgili yerlere yapılır. Cari alımla yılda ortalama 15-20 arası kişi istihdam edilmektedir.

YLSY nedir?

YLSY ve Ö.Y.P. ise kendine has bir başvuru yöntemi barındırmaktadır. YLSY’ye yılda bir defa yaz aylarında (genellikle Temmuz) personel alınmaktadır. Bu bir nevi burs gibidir; merkezi atama ile tercihler yapılır ve kazanan kişinin öncelikle kazandığı üniversitede Araştırma Görevlisi olarak ataması yapılır. Kazanan kişi Türkiye’de 6 ay dil eğitimine tabi tutulduktan sonra yurtdışında bir üniversiteye yollanır ve orada lisansüstü eğitimini tamamladıktan sonra atamasının yapıldığı üniversiteye dönerek yurtdışında kaldığı sürenin iki katı kadar görev yapması istenir. Yani örneğin Nevşehir Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ne giren bir kişi yurtdışında örneğin Almanya’da bir üniversiteye yollansa, burada yüksek lisans ve doktorasını 7 yılda tamamlayıp Türkiye’ye dönerse, Nevşehir Üniversitesi’nde 14 yıl boyunca zorunlu hizmet yapmak zorundadır. Dolayısıyla eğitim süresini de katacak olursak bu kadroya atanan bir kişinin 21 yıllık iş garantisi mevcuttur ki, bu da aşağı yukarı emeklilik primi kadardır. Özellikle üniversiteden yeni mezun olmuş ve dil puanına sahip olmayan kişiler için son derece cazip olan bu kadro tipinin en büyük handikabı yaş sınırıdır. Erkeklerde 26 kadınlarda ise 28 yaş sınırı mevcuttur. Erkek adaylar eğer askerliklerini yapmışlar veya yüksek lisanslarını tamamlamışlar ise onlar için de 28 yaş uygulaması yapılmaktadır. Yalnızca ALES puanı ve diploma notunun 2.75 puanın altında olmaması koşulu ile başvuru yapılabilen bu kadrolar için ayrıntılı bilgiye buradan ulaşılabilir.

ÖYP Nedir?

Son yıllarda akademisyen olmak için yapılan en büyük teşvik olmakla beraber en çok kafa karışıklığı yaratan kadro tipi ise ÖYP’dir. İlk olarak ODTÜ’te başlatılan ve 2010 tarihinde ulusal bazda alım yapıp 2011’den buyana merkezi atama ile alım yapan bu kadro tipi, yukarıda özetlediğimiz YLSY’nin bir nevi yurtiçi formülüdür. Ana amacı yeni açılan üniversitelere girip çalışmayı cazip hale getirmek olan bu kadronun son yıllarda büyük üniversitelere de verilmesi kendi içerisindeki ana çelişkiyi oluşturmaktadır. ÖYP’ ye başvuru için ALES, YDS ve lisans mezuniyet ortalamaları belirli yüzdeler ile hesaplanarak ÖYP puanı hesaplanır ve kişi yaptığı tercihler arasında bir yere yerleşerek orada kadrolu çalışmaya başlar. Eğer çalışmaya başladığı üniversitede lisansüstü eğitim yapılıyorsa, orada kalarak eğitim alır. Lisansüstü eğitim yoksa bu kişi lisansüstü eğitim yapabileceği bir üniversitede görevlendirilir ve dönüşünde görevlendirildiği üniversitede kaldığı süre kadar zorunlu hizmet yapmakla yükümlü olur. Örneğin bu kişi ÖYP Araştırma Görevlisi olarak Bitlis’e yerleşmiş olsun. Bitlis’te lisansüstü eğitim şansı bulunmadığından büyük bir üniversiteye örneğin Ankara Üniversitesi’ne görevlendirme işlemi yapılır. Bu kişinin 6 yılda yüksek lisans ve doktorasını bitirdiğini varsayalım. Bitlis’e döner ve öğretim üyesi olarak atandıktan sonra 6 yıl burada zorunlu hizmet yapar.

ÖYP ile yılda ortalama 15 kişi YLSY ile ise 5 kişi istihdam edilmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Nasıl Girilir?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda görev alabilmek için KPSS’den (Kamu Personeli Seçme Sınavı) asgari 70 puana sahip olmak gereklidir. Yılda 1 veya bazen iki yılda bir açılan müze araştırmacısı kadrolarına başvuru yapılabilir ki bu tip alımla yılda ortalama 6-7 kişi istihdam edilmektedir. Birde zaman zaman açılan uzman yardımcılığı kadrosu vardır. Bu sınava başvuru yapabilmek için KPSS’nin yanı sıra YDS puanına da ihtiyaç vardır. Bu kadro Kültür ve Turizm Bakanlığı internet sitesinden takip edilebilir. 2004 yılında 25 kişilik alım yapılmış olmasına rağmen yıllar içinde sayı azalmıştır ve yılda ortalama 1-2 kişi bu yolla istihdam edilmektedir.

Serbest Arkeologluk Kavramı

Dünyada profesyonel arkeoloji yapmak ülkemize kıyasla çok daha kolaydır. Avrupa’nın birçok ülkesinde inşaat ve mimarlık firmaları bünyelerinde arkeolog çalıştırmaktadır. Türkiye’de de son yıllarda artan büyük inşaat projelerinde yürütülen arkeolojik kazılar, çok sayıda arkeologun bir süreliğine olsun istihdamını da sağlamıştır. Baraj projeleri kapsamında yürütülen irili ufaklı kazılarda çalışan serbest arkeologların yanı sıra büyük şehirlerde yapılan ve müzeler tarafından yürütülen kazılarda, müzecilerin yetişemeyeceği işlerde çalışmak üzere yüzlerce arkeolog çalışmıştır ve çalışmaktadır. Türkiye’de ilk olarak ne zaman başladığını tam olarak bilemesek de en azından 1992’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yürütülmüş olan Pendik-Temenye Höyük kazılarından başlamak üzere, bu güne kadar birçok kazıda serbest arkeologlar çalışmışlardır. Bugün yalnızca İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne bağlı olarak İstanbul’da yürütülen başta marmaray-metro kazıları olmak üzere çeşitli kazılarda an itibarı ile 100 civarında serbest arkeolog görev yapmaktadır.

Serbest arkeologluk, profesyonel çalışma olduğundan son derece ağır sorumlulukları olan bir görevdir. İş güvencesi projenin ömrü kadardır ve ücreti hiçbir şekilde standarda sahip değildir. Projelerin yürütücüleri genelde üst ve alt yüklenici olarak şekillendiğinden yani devlet bu işi bir firmaya, o firma da başka bir taşerona yaptırdığından, proje ödeneği içinde de arkeolojik işlere ayrı bir kalem ayrılmadığından, maaş konusu her zaman muğlâk kalmaktadır. Arkeoloji, ülkemizde bir meslek kolu olarak gelişemediğinden meslek odasına sahip değildir. Mimarların, mühendislerin meslek odaları olduğundan maaş konusunu alt sınır babında netleştirmiş durumdadırlar. Bir mimarın ilk iş tecrübesi dahi olsa alacağı ücret bellidir. Oysa arkeologlar için böyle bir durum söz konusu değildir. İstanbul’da bir projede çalışan arkeologlar ile başka bir projede çalışan arkeologlar arasında tamamen üst yüklenicilerin inisiyatifine bağlı olarak %25-30 gibi maaş farklılıkları oluşabilmektedir. Bununla beraber maaş konusundaki tek ortak yan ne kadar olursa olsun mevcudun tatminkâr olmamasıdır. Düşük ücret konusu yalnızca serbest arkeologlar için geçerli değildir. Zira son yıllara kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak müzelerde DÖSİMM’in işçi kadrosuyla çalışan arkeologlar, müzenin bekçi ve şoför kadrosundan dahi daha az maaşla çalışmaktaydılar.

KUDEB’e nasıl girilir?

KUDEB (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları), 2005 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kurulmuş ve İl Özel İdareleri, Büyükşehir Belediyeleri ve Bakanlıkça izin verilen belediyeler bünyesinde görev yapan bir kurumdur. Birçok ilde faaliyet gösteren KUDEB’ler il sınırlarındaki tarihi yapıların rölevelerinin çıkarılması, restorasyonu ve konservasyonunun yapılması faaliyetlerini yürütmektedir. Bu kurum bünyesinde mimarlar, restoratörler ve sanat tarihçilerinin yanında arkeologlar da görev yapmaktadır. Kudebler’de görev alabilmek için belediyelere şahsen başvuru yapılması gerekmektedir. İl Özel İdaresi bünyesindeki KUDEBler için ise KPSS puanı ile merkezi atama yoluyla başvuru yapmak gerekmektedir. Bunun dışında, valilikler ve belediyeler, kendi bünyelerinde çalışan ve arkeolog diplomasına sahip olan kişileri, kurdukları KUDEB bünyelerine aktarıp çalıştırmaktadırlar. KUDEBler’in ilk kurulduğu 2005’te bir anda onlarca kişi işe başlamış olmakla beraber takip eden yıllarda bu sayılarda da azalma yaşanmıştır.

Sonuç

YÖK başkanvekili Prof. Dr. Şaban ÇALIŞ’ın 28.01.2013 tarihinde Selçuk Üniversitesi’nde yaptığı ve benim de bizzat takip ettiğim bir konuşmasında söylediğine göre: Türkiye’de şu an itibarı ile 103 devlet 65 de vakıf üniversitesi olmak üzere 168 adet üniversite bulunuyor. Bu üniversitelerde de açık öğretim dahil 3 milyon civarında üniversite öğrencisi eğitim görmekte ve yapılan bir ankete göre bunların yalnızca 300.000’ i okuduğu bölüme isteyerek girmiş durumda. Yani bir bölümü isteyerek seçip okuyan ve bitirdiğinde de o işi yapmayı isteyen insanların oranı yalnızca %10’luk bir paya sahip. Arkeoloji bölümleri için de bunun geçerli olduğunu varsayarsak, her yıl verilen 2200 mezundan 220 tanesinin bu işi sürdürmek istediğini düşünmemiz gerekir. Yukarıda sıraladığımız bütün iş bulma yöntemleri ile kalıcı olarak iş bulan insan sayısı yılda ortalama 40-45 civarındadır. Serbest arkeolog olarak istihdam edilenlerin sayısı ise muhtemelen bu sayının üzerindedir fakat bunların da proje bazlı geçici işler olduğunu unutmamak gerekir. Bütün bu işlere girmeyi başarmak ebetteki ilk aşamadır. Ülkemizde arkeoloji yapmak ve bu işten geçimini sağlamak hiç de kolay değil. Gelecekte bu işlerin daha kolay olması ve bu karaladıklarımın birilerinin işine yaraması dileğiyle…

Alper GÖLBAŞ
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sualtı Arkeolojisi A.B.D. ÖYP Araştırma Görevlisi