Palmira’nın Geleceği: Toplumsal Hafıza ve Saha Temelinde Nasıl Bir arada Korunacak?

Sadece ben değil görmesini bilen tekmil cihan başından beri olacakların farkındaydı: Suriye: Yağmalanacak Miras Listesi Peki endişe duyduğum şey tam olarak kültürel mirasın yasa dışı yollar ile batılı müzelere taşınması mıydı? Elbette bunun için de endişe duyulmalı, düşünülmeli ve eleştiri getirilmeli. Ancak bilimsel koruma koşullarını sağlayamayan ve toprakları her an yeni bir silahlı çatışmaya gebe ülkeler yerine, bir şekilde toplumsal istikrarı sağlamış ve koruma koşullarında standart dahi belirleyebilen batılı ülkelerin -ekstra sorumluluk yüklenerek- farklı coğrafyalardan alınma taşınabilir kültürel mirası saklaması kimi zaman daha mantıklı bulunabilir. Sömürgeci aklın gücü karşısında boyun eğmek ve ona hizmet etmek mi? Zannetmiyorum. Bunun yerine, var olan nesnellikte kültürel mirasın iyiliği için uzlaşı ve orta yol bulma çabası demeyi tercih ederim. Endişe duyulması gereken esas tehdit ise kendinden başka her şeye düşman dinci fanatiklerin güçlenmesi ve kültürel mirasa karşı organize edecekleri olası saldırı ve yıkımlardı.

Geçen süre içerisinde korkulan yaşandı, Suriye sınırlarındaki birçok taşınmaz bilinçli şekilde ya tahrip ya da tamamıyla yok edildi ve bunlar arasında kamuoyu yaratarak dünyanın ilgisini bir anda Suriye’ye çeken de Palmira, yani Tedmur, oldu. Batı destekli iç savaş öncesinde sadece arkeologların ve tarihe ilgi duyanların bildiği kentin özellikle Halid Esad gibi insani kayıplarına, antik tiyatro sahnesinde düzenlenen vahşi infaz görüntüleri eşlik etti. Ardından Bel Tapınağı’nın da dahil olduğu tapınak ve mezar yapıları dinamitlendi ve sonra herhangi bir inançsal-dini bağlamı olmayan kemer vb yapı ögelerine sıra geldi: Dinci fanatizm tarafından yok edildiler. Böylelikle, mart 2016’nın sonunda Suriye güçlerince tekrar kontrol altına alınarak güvenliği sağlanan binlerce yıllık antik kent günümüze değin iyi korunmuş bir çok yapı ögesini 10 ay gibi bir sürede kaybetti.

Konservasyon mu Restorasyon mu?

Dinci teröristlerden büyük ölçüde temizlenen Palmira kent ve kırsalı için şu sıralar mayın tarama ve temizleme gibi zorunlu güvenlik aşamaları/faaliyetleri işletiliyor. Saha ve medya raporlarından anlaşılan şey ise, Suriye hükümeti gelecekteki bir başka olası işgali seçenekler arasından kaldırıp Palmira’da çok ortaklı ve kalıcı bir çalışma başlatacak. Halihazırda Suriye’deki kültürel miras için Unesco’nun organize ettiği projeler var (bkz: The Emergency Safeguarding of The Syrian Heritage Project). Ancak, genellikle tahribat ve tarihi eser kaçakçılığını izleme, rapor etme ve tüm bunlara dayanan bir tür veri bankası oluşturma adına çalışma yürüten işbu projeler ile Suriye hükümetinin tasarladığı saha çalışmasının nasıl ortaklaştırılacağına yahut bu tipte bir girişimin olup olmayacağına dair henüz netlik yok.

Merak edilen bir başka konu çalışmanın şekli. Anonim kalarak uluslararası portallara yorum bırakan uzmanlar ve diğerleri konu ile ilgili tartışma başlattı: Konservasyon mu Restorasyon mu?

Devam eden iç savaşta taraf tutmadığını ve tamamen bilimsel kaygılar ile konuya eğildiğini iddia eden şaibeli isimlerin, tasarlanan çalışma şeklinin bile ilan edilmemesine karşın, açıkça Suriye “muhalefitini” destekleyen ve Suriye hükümetini suçlayan provokatif bir dil kullandıklarını ve bu çelişkili hâl ile Unesco’dan tarafsız kalmasını talep eden irili ufaklı online kampanyanlar başlattıklarını birkaç gündür görebiliyoruz (bkz: UNESCO: To act as a neutral organization and stop the Palmyra reconstruction plans). Kültürel miras meselesi adına hiçbir olumlu yanı bulunmayan ve aşırı politikadan ötürü kirlenmiş bu tip cılız görüşlerin dışında konservasyon ve restorasyon seçenekleri arasında ciddi tartışmalar da yapılmakta.

Yakın Geçmişin Arkeolojisi

Suriyeli bakanın, “Palmira’yı eskisinden daha güçlü var edeceğiz ve bir daha hiç bir vandal ona dokunamayacak” şeklindeki sözleri topyekün bir yeniden ayağa kaldırma olarak algılandı. Restorasyon projesi başlatılacak ve bittiğinde tarihteki en görkemli haliyle Palmira’yı görebileceğiz. Düşünülen anlaşılan buydu. Makul olanı budur tespitini yapmadan önce, tarihteki en görkemli hali yerine, dinci teröristlerin işgalinden önceki haline tekrar kavuşmasını sağlamak ve bu kapsamda bir restorasyon projesi hazırlamak dahi tekrar tekrar düşünülmesi gerekilen bir yöntem. Geliştirilen itiraz; işgal tarihi olan mayıs 2015’ten hemen önceki Palmira’nın tasarlanan restorasyon projesi ile yeniden, eksiksiz ve herhangi bir yorum katmaksızın ayağa kaldırılıp kaldırılamayacağına dayanmıyor.

Rutin işleyiş içerisinde, arkeolojik sit alanı zamanın belli bir noktasında kültürel faaliyeti sonlandırır ve kültürel faaliyet neticesinde oluşan objeleri keşfedileceği zamana kadar bir kapsül olarak -ve başarabildiği ölçüde- taşır. Bu bir Neolitik höyük olabilir kuru tarımdan sulu tarıma geçişin evrelerini gösteren veya herhangi bir Demir Çağı yerleşimi. Hepsinin ortak noktası artık insanlık adına saklanması gereken herhangi bir kültürel faaliyet ve obje üretmiyor olmaları, sadece saklamaları. Keşfin ardından -hemen hemen- son üretimin yapıldığı tarih itibarı ile bu kez arkeolojik yöntemler ile saklanmaları, sözkonusu zaman diliminden kalma form ile korunmaları gerekir.

Dinci fanatizm tarafından yerle bir edilen Palmira’yı farklı kılan şey, bu temelde, artık ex olan kalıntıların beklenmedik bir şekilde insanlık ve toplumsal hafıza için tekrar üretim yapmaya başlamasıdır. Üretimin şekli rahatsız edici şekildedir; yıkım denebilecek bir tahribat yaşanmıştır, insani kayıplar verilmiştir, aslına bakılırsa sahadaki geçmiş hafıza bir grup anomali tip tarafından kurguladıkları-inandıkları inanç uğruna tahrip edilmiştir, insanlık tarihinin önemli ve üstüne kafa yorulması lazım gelen noktalarından biri haline gelmiştir…

Bu nedenle yaşadığı tahribat ile birlikte korunması, restore etmek yerine mevcut olanın teşhir edilmesi ve toplumsal hafızaya bu şekilde kaydedilmesi önemli. Yapı ve yapı ögeleri için, işgal öncesindeki dokümantasyon (mimari plan, fotoğraflandırma vb) kullanılarak lazer tarama yöntemi ile 3D modellerin oluşturulması ve sonra ışıklandırma ile ayağa kaldırılması, Palmira’nın gece ve gündüz, yani, en görkemli hali (veya işgalin hemen öncesindeki hali) ve dinci fanatizm sonrasındaki hali olarak her kesimden insanın istediği şekilde korunmasına/restore edilmesine olanak sağlayabilir.

Ayrıca, yakın bir lokasyona replikalar ve belki işgali ve işgal esnasında yaşanan tahribatı anlatan canlandırmalar inşa etmek, geçmiş görsellik ile toplumsal hafızanın bir arada yaşatılmasını destekleyen diğer unsurlar olabilir.

image

http://http://jmk-prime.deviantart.com/art/Khaled-Al-Asaad-554846060

Şu an projelendirme aşamasında ve konuyu yakından takip eden uzmanlara göre en az 1-1.5 yıl sonra çalışmalara başlanabilecek. Yöntem henüz netleşmedi ama ümit ediyorum ki Suriye ve kültürel miras adına her şey olumlu olacak.