Emek Sineması

Emek Bizim! İstanbul Bizim!Emek Sineması için söylenecek çok söz var aslında. Ama çoğumuzun bunları bildiğini varsaymam büyük bir hata olmayacaktır. Yalnızca şunu hatırlayalım hemen; Emek Sineması’na ilişkin avan proje hakkında çıkartılan yürütmeyi durdurma kararı 01.11.2011 tarihinde üç bilirkişiden ikisinin projeye yönelik olumsuz rapor vermesine rağmen bir bilirkişinin raporunun dikkate alınması ile iptal edildi. Yani her an Emek Sineması’nın önüne buldozerler sıralanabilir.

Şimdi bir arkeolog olarak Emek Sineması’nı düşündüğümde aklıma Hasankeyf de geliyor elbet. Her ikisi de tüm rant kavgalarına inat yerinde korunması gereken kültürel değerlerdir. O halde anahtar kelimemiz olarak yerinde koruma kavramını seçmek istiyorum bu yazıda. Elbette daha çok anahtar kelime üretilebilir Emek Sineması için ama burada “yerinde koruma” kavramını arkeologların her zaman ki mücadele unsuru olarak ön plana çıkarmak isterim. Aslında yazımızı bu yönde yoğunlaşmaya iten biraz da “Kültür” ve “Turizm” Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay. Çünkü kendisi bir kaç arkadaşımın heycanla telefon açıp “Emek yıkılmayacakmış !” demelerine vesile oldu.

“Emek Sineması yıkılmayacak, aynen korunacak. Bu olayla ilgili raporları herkes dikkatlice okusun. Emek Sineması’nın yıkılmasına ve yok edilmesine hepimiz şiddetle karşıyız.”

Sayın Bakan’ın sözünü ettiği raporlar bu sabah(22 Aralık) TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’ndeki basın toplantısında bizlere aktarıldı. Raporlar da açıkça görülmekterdir ki Emek Sineması aynen korunmamakta, sadece tavan ve duvar süsleri sökülerek inşa edilecek alışveriş merkezinin üst katına taşınmaktadır. Böyle bir uygulamanın “koruma” olarak tanımlanamayacağı Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası ilke kararları ile ispatlanabilir. Üstelik avan projede yapı adasında Cercle d’Orient Binası ve İsketinj Apartmanı dışındaki binaların yalnızca cephelerinin kısmen korunduğu da açıktır ki bu da bir korumama modasıdır.

Sözü geçen raporlardan Doç. Dr. Özlem Eren ve Yard. Doç. Dr. Ömer Şükrü Deniz tarafından hazırlananı Mimarlar Odası’nın basın bildirisinde şu şekilde alıntılanmıştır:

Emek!

“Dava konusu avan projede, kültür varlığı olarak tescilli sadece Cercle d’Orient Binası ve İsketinj Apartmanı’nın korunduğu, diğer yapıların ise ya sadece cephelerinin belirli derecede korunduğu ya da tamamen kaldırıldığı görülmektedir. Avan projede, yeni yapı kütlesi ve ilave katlar oluşturulduğu yerleşik parsel ve adanın, tarihi dokusundan farklı bir dizende, farklı bir mimari anlayışla kurgulanıp yeni bir ticaret ve kültür sanat merkezi kullanışı önerildiği, dolayısıyla dava konusu adada, yeni bir doku, cephelerinde bazı eski yapıların yüzleri görülse de yeni ve farklı kimlikli ve kültürlü bir yapı bloğu ve mekanların oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

Uluslararası koruma ilkeleri, kültür varlığı niteliği taşıyan yapıların zorunlu haller dışında özgün yerlerinde korunması gerektiğini öngörür… Bu ilke, kültür varlığı yapıların kent dokusunda sahip olduğu yerin korunması açısından önem taşır. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiş ve dava konusu karar ile II. grup olarak tescillenmiş olan Emek Sineması Salonu’nun, dava konusu avan projede yeni yapılanma ile oluşturulan bloğun üst katma taşınması önerisi, gerek Venedik Tüzüğünün 7. Maddesinde belirtilen ilkelere, gerekse 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 20. Maddesinde belirtilen “taşınmaz kültür varlıklarının ve parçalarının, bulundukları yerde korunmaları esastır…” kararına uymamaktadır.

Emek Sineması Salonu’nun başka bir kota taşınma önerisi ayrıca, Salonu, fuayesi, gişesi ve girişinin Yeşilçam Sokağı ile aynı seviyede olmasının getirdiği, kentsel yaşamla bütünleşik kimliğini de kaybetmesine yol açacaktır.

Dava konusu avan projede Emek Sineması’nın yanı sıra Rüya Sineması için önerildiği gibi, yıkıldıktan sonra başka bir kotta benzer bezemeleri üzerinde barındıran benzer bir mekan inşa edilmesinin, 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve Venedik Tüzüğü gibi tarihsel çevreyi koruma yönetmeliklerinde belirtilen ilkelere uymamaktadır.”

Hem Hasankeyf hem Emek Sineması hem de yerinde korunması gereken tüm kültürel değerlerimize atfen biraz önce sözünü ettiğimiz uluslararası normları belirleyen en önemli sözleşmelerden biri olan Venedik Tüzüğü’nün ilgili maddelerine göz gezdirdiğimizde madde 7 ve 8’de önerilen projenin aykırılığı açıktır. Bu arada Hasankeyf ile ilgili raporlar ise bilindiği üzere madde 7’de okuyabileceğimiz “ulusal çıkarlar” ifadesine dayandırılmakta ancak son dönemde barajlar üzerinde yapılan çalışmalar barajların kısa vadeli yatırımlar olduğunu göstermekte, dahası hem sulama hem de enerji üretimi alternetif teknik ve politikalar oluşturulduğu anımsandığında bu “ulusal çıkarların” daha doğru biçimlerde karşılanabileceğine şüphe olmamalıdır. Elbette “ulusal çıkarların” ne olduğu, kime ne kadar çıkar olduğu da ayrı bir fasıl.

VENEDİK TÜZÜĞÜ – MAYIS 1964

Koruma

Madde 5: Anıtların korunması, her zaman onların herhangi bir yararlı toplumsal amaç için kullanmakla kolaylaştırılabilir. Bunun için bu tür bir kullanma arzu edilir, fakat bu nedenle yapının planı, ya da bezemeleri değiştirilmemelidir. Ancak bu sınırlar içinde yeni işlevin gerektirdiği değişiklikler tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.

Madde 6: Anıtın korunması, ölçeği dışına taşmamak koşuluyla çevresinin de bakımını içine almalıdır. Eğer geleneksel ortam varsa, olduğu gibi bırakılmalıdır. Kütle ve renk ilişkilerini değiştirecek hiçbir yeni eklentiye, yok etmeye, ya da değiştirmeye izin verilmemelidir.

Madde 7: Bir anıt tanıklık ettiği tarihin ve içinde bulunduğu ortamın ayrılmaz bir parçasıdır. Anıtın tümünün, ya da bir parçasının başka bir yere taşınmasına anıtın korunması bunu gerektirdiği, ya da çok önemli ulusal veya uluslararası çıkarların bulunduğu durumlar dışında izin verilmemelidir.

Madde 8: Anıtın tamamlayıcı öğeleri sayılan heykel, resim gibi süslemeler, ancak bunları korumanın başka çaresi yoksa yerlerinden kaldırılabilir.

Emek Sineması mücadelesi özverili bir direniş ile toplumsal bir güç elde etmeyi başardı. Ve artık sadece bir sinema salonu, sadece bir kültür varlığı değil. Emek Sineması İstanbul için Tarlabaşı’ndan Sulukule’ye, mahallelerimize, sokaklarımıza uzanan rant savaşına karşı kitlesel bir direniş. Kısacası bu mücadelede herkese yer var, 24 Aralık Cumartesi günü mücadeledeki yerimizi almalı, isyana ses vermeli…

EMEK BİZİM! İSTANBUL BİZİM!

16:00 Taksim tramvay durağında toplanıp Emek’e yürüyüş, 17:30 Basın açıklaması, 18:30 Yeşilçam Sokak’a çadırların kurulması, 19:30 Konser, 20:30 Forum: Emek Sineması ve Beyoğlu için mücadeleye nasıl devam etmeli? Nasıl bir alternatif öneriyoruz?, 22:30 Konser, 23:30 Çorba dağıtımı, 24:00 Sessiz Sinema oynuyoruz, 02:00 Film gösterimleri

Çadırınızı, uyku tulumunuzu, battaniyenizi, çayınızı, kahvenizi ve isyanınızı alın, gelin!

İSTANBUL KÜLTÜR SANAT VARYETESİ // BEYOĞLU İÇİN MÜCADELE İNSİYATİFİ // SİYAD (SİNEMA YAZARLARI DERNEĞİ) // SİNESEN (SİNEMA EMEKÇİLERİ SENDİKASI) // İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALİ // YENİ SİNEMA HAREKETİ // İMECE – TOPLUMUN ŞEHİRCİLİK HAREKETİ // KAMUSAL SANAT LABORATUVARI