Arkeolojiyle İlgili Yayınların Bulunabileceği İnternet Siteleri

Bu yazıya, Arkeoloji Gazetesi okuyucularının affına sığınarak, bir itirafla başlamak istiyorum. Alper’le (Gölbaş) arkadaşlığımız 12-13 yıl eskiye dayanır (itiraf bu değil henüz). Üniversitede tanışmıştık. Kendisi iyi bir insandır, fakat bir kusuru var. Her konuda benimle iddialaşmayı, ama her defasında da kaybetmeyi çok sever (FIFA’da 6-1 yenmişliğim vardır). Yenilgiden haz alıyor sanırım. Arkeoloji Gazetesi’ne yazdığımız yazılardan hangisinin Facebook üzerinden daha çok beğeni alacağı üzerinden yine böyle bir iddiaya girmiştik. Benim yazım Tarih ve Post-modernizm başlıklı bir çeviriydi. O ise arkeologların nasıl iş bulabileceğiyle ilgili Türkiye’de Nasıl Arkeologluk Yapılır başlıklı bir yazı yazmıştı (bu konularda çok deneyimlidir :). Haliyle onun yazısı benim yazdığıma fark attı. Fakat ona, bu iddianın henüz bitmediğini, onunkinden daha çok beğenilecek bir yazı yazacağımı söylemiştim. İşte bu yazının asıl yazılma nedeni budur.

Gelelim ikinci nedene.

İnternet aleminde, arkeolojiyle ilgili kitap ve makale içeren bir dolu YASAL site var. Bunların bazılarını herkes biliyor, bazılarındansa kimsenin haberi yok. Derli toplu bir liste içeren bir yer de yok maalesef. Bu yazıda, işte bu eksikliği bir nebze olsun doldurabilmek amacıyla, bu sitelerin –benim bildiklerimin- bir dökümünü yapmak istiyorum. Her birinin altına da kısa açıklamalar yapmaya çalışacağım. Böylece internette arkeolojiyle ilgili makale, kitap arayanların elinin altında bir başvuru kaynağı olur. Benim ilgi alanım prehistorya olduğu için, bu konudaki yayınları içeren siteler daha fazla. Sizin bildiğiniz, ama bu listede olmayan bir yer varsa, bana veya site yönetimine haber verirseniz, listeyi güncelleriz.

Bu sitelerin çoğunda kitap ve makaleler ücretsiz, ancak ücretli ya da kısmen-ücretli olanlar da var. Kıyıda köşede birikmişim var, diyorsanız, kredi kartı kullanarak bunlara da ulaşabilirsiniz elbet. Yine bu sitelerin bazılarına ücretsiz erişim için, bir üniversitenin ya da benzeri bir kurumun ağıyla bağlanmak gerekebiliyor. Sitelerin ve elbette makale ve kitapların çoğu İngilizce.

Kitap, Dergi, Makale vb. İçeren Siteler

ACADEMIA.EDU: Emrullah (Kalkan) bu siteden bahsetmişti daha önce. Burası akademisyelerin facebook’u gibi bir şey. Üye olabilmek için yalnızca bir üniversitede okumak veya çalışmak gerekiyor. Hatta o bile gerekiyor mu emin değilim. Buraya üye olanlar, kendi yazdıkları makale veya kitapları ekleyerek dünyanın dört bir yanındakilerin kullanımına açıyorlar. Ücretli dergilerde yayımlanan bazı yazıları veya kitap bölümlerini bulmak mümkün.

JSTOR: Herhalde ilgili olan herkes jstor’u bilir. En büyük makale arşivi. Bir üniversite veya enstitünün internet ağıyla bağlanmak gerekiyor.

 

EBSCOHOST: Jstor benzeri bir site. Farklı veritabanlarında arama yapılabiliyor. Ancak buna da bir üniversite vb kanalıyla bağlanmak lazım.

WILEY ONLINE LIBRARY: Jstor benzeri bir başka site. Madem jstor var, bunları niye kullanayım derseniz, jstor’da olmayıp da buralarda bulabileceğiniz dergi ve makaleler var.

 

SPRINGERLINK: Bir başka jstor benzeri site.

SAGE: Jstor benzeri bir başka site.

ABZU: Eski Yakındoğu ve Mezopotamya ile ilgili kitap ve makalelerin bulunabileceği site.

AMAR: Yakındoğu’daki kazıların raporlarını (kitap, makale vs) dijitalize eden bir site. Türkiye ve İran’da da birçok araştırma yapan Elisabeth Stone’un direktörlüğünde yürüyor. Bu siteyi ailecek takip ediyoruz.

PALEORIENT: Fransız Ulusal Araştırma Enstitüsü’nün (CNRS- Centre national de la recherche scientifique) çıkardığı bir dergi. Daha çok Yakındoğu ve Orta Asya prehistoryasıyla ilgili makaleler yayımlanıyor. Yakındoğu prehistoryası için önemli yayınların olduğu bir dergidir. 1973 ile 2008 arasındaki eski sayılarına ulaşmak mümkün.

DOCUMENTA PRAEHISTORICA: Ljubjana Üniversitesi (Slovenya) Arkeoloji Bölümü’nün dergisi. Adından da anlaşılacağı üzere, ağırlıklı olarak prehistorik dönemlerle ilgili yazılar yayımlanıyor. Bölge olarak da Avrupa ve Yakındoğu ağırlıklı. İsmine aldanmayın, yazılar İngilizce. Bunun da eski sayılarına erişim ücretsiz.

NEO-LITHICS: Berlin Free Üniversitesi’nin “Güneybatı Asya Yontmataş Çalışmaları” ağırlıklı, ama başka konularda da yazılar bulunabilecek olan dergisi. İlk sayısı 94’te çıkmış. 2010’a kadarki sayılara erişim ücretsiz.

CAMBRIDGE ARCHAEOLOGICAL JOURNAL: Cambridge Üniversitesi’nin arkeoloji yayını. İlk sayısı 1991’de yayımlanmış. Bir üniversite, kütüphane vb kanalıyla bağlandığınızda, dergide 2000 yılından itibaren yayımlanmış birçok makaleye erişebiliyorsunuz.

 

EXPEDITION: Pennsylvania Müzesi’nin dergisi. Bu derginin ilgi alanı arkeoloji ve antropoloji. Konu, dönem vs sınırlaması yok. 1958 ile 2009 arasındaki tüm sayılara erişim ücretsiz. Ayrıca güzel tarafı, bu tarihler arasındaki sayıları kapsayan bir indeksinin olması.

 

WORLD ARCHAEOLOGY: Taylor & Francis Yayınevi’nin çıkardığı, arkeolojiyle ilgili makalelerin yayımlandığı World Archaeology dergisindeki bazı yazılara ücretsiz erişilebiliyor.

 

PNAS: Tam emin değilim ama, herhalde Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayını (Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America). Anthropology başlığı altında arkeolojiyle ilgili birçok makale mevcut. 6 aydan daha eski olan tüm sayılar ücretsiz.

 

CHICAGO ÜNİVERSİTESİ DOĞU ENSTİTÜSÜ YAYINLARI: Chicago Üniversitesi Doğu Enstitüsü (Oriental Institute of the University of Chicago) tarafından yayımlanan kitapların bulunduğu site. Bir kısmı ücretsiz.

 

PECYA: Nihayet Türkçe yayınların olduğu bir site. Dergi ve kitap sayısı şimdilik az ama artıyor. Sosyal Bilimler başlığı altında 13 dergi, 93 kitap bulunuyor an itibarıyle. Yayınların bir kısmı ücretli.

ASOS INDEX: Akademia Sosyal Bilimler İndeksi (ASOS Index), sosyal bilimler alanında düzenli olarak basılı ya da elektronik yayınlanmakta olan “hakemli” dergileri taramayı ve sosyal bilimler alanında ulusal düzeyde profesyonel indeksleme hizmetini sunmayı hedeflemektedir. Dergi konuları arasında arkeoloji henüz yok ama tarih ve antropoloji başlığı altında arkeolojiyle ilgili birkaç yayın bulunabilir.

 

INTERNET ARCHIVE: Tarih ve arkeoloji konularında birçok kitap, video, fotoğraf vb içeren bir site.

PERSEUS: Tufts Üniversitesi’nin (ABD) desteğiyle yürütülen bu çalışmada, Antik Yunan ve Roma metinlerinin orijinalleri ve İngilizce çevirileri dijital ortama aktarılmış. Bir de güzel bir tarama fasilitesi olsa, tadından yenmeyecek.

 

THEOI: Perseus benzeri, ancak yalnızca metin değil, ayrıca resim, çizim vs de bulunabilecek bir site.

ANTIQUITY: 1927’de ilk sayısı çıkan Antiquity, kurucusu O. G. S. Crawford’un sözleriyle, “araştırma alanı dünya, dönemi milyon yıldan fazla, konusu insan” olan bir dergi. Yazıların Avrupa ağırlıklı olduğunu ekleyeyim. İlk sayısından-2012’deki son sayısına kadar erişim ücretli. Yalnızca bazı makalelere ulaşabiliyorsunuz.

PROJECT GUTENBERG: 1971 yılında kurulan Project Gutenberg, genelde telif hakkı olmayan kitapların bulunabileceği bir site. Arkeolojiyle ilgili çok fazla şey yok ama bir göz atılabilir.

GOOGLE BOOKS: Bunu da herkes biliyordur zaten. En kıl olduğum site olduğu için, bunu en sona attım. Kitabı bulursun, tam sana lazım olan kısmına erişim olmaz (Murphy yasası).

Kütüphane Katalogları

TOKAT: Ulusal Toplu Katalog, Türkiye’deki kütüphanelerin kataloglarına erişebileceğiniz site.

 

DAINST: Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün kütüphane katoloğu.

 

HOLLANDA ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ: Hollanda Araştırma enstitüsü’nün kitaplığının online kataloğu.

 

FRANSIZ ANADOLU ARAŞTIRMALARI: Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün online kataloğu.

 

 

Gelişmekte Olan Sosyal Ağların Bilime / Arkeolojiye Katkıları

Günümüzde internet giderek gelişmekte, bu gelişen sanal dünyaya ise bireyler sosyal ağlar aracılığı ile daha fazla tutunmakta. Daha önce sadece takipçisi olduğumuz internette sosyal ağlar sayesinde söz sahibi olma, bir yer (profil) edinebilmiş durumdayız. Zararları var mı yok mu ayrı bir tartışma konusudur ancak bu yazının amacı sosyal ağların bilime, bizim ve gazetenin de ortak alanı olan Arkeolojiye katkılarıdır.

Söz konusu sosyal ağlar; Academia.edu vb. gibi ağlar. Academia.edu, Facebook, Twitter gibi her standart internet kullanıcısının ve internet erişimi olan her bilgisayarın kolaylıkla kullanıcısı olabileceği, ücretsiz bir yapım. Academia.edu’yu diğer sosyal ağlardan uzantısındaki “edu” kısmı ayırmakta. Çünkü bu ağda kişiler/kullanıcılar akademik çalışmalarını yayınlamaktalar.

Kolaylıkla üye olunup, ücretsiz olarak faydalanılabilen Academia.edu ağının kabaca en büyük faydası giderek gelişen dijital bir kütüphaneye dönüşmesidir. Bu ağda kullanıcılar bir hesap açmakta, edindikleri profilde yayınlarını künyeleriyle beraber pdf. formatında ücretsiz indirilebilir olmak üzere siteye yüklemektedir. Bu yüklemeleri yapan araştırmacıların/kullanıcıların diğer sosyal ağlardaki gibi takipçisi olduğumuzda, bu yüklemelere “bir tıkla” ulaşabilmekteyiz.

Ülkemizde (hatta dünyada) zaten en sıkıntılı olduğumuz kütüphane/kaynak arayışı için bence en ideal çözüm bu tür sosyal ağlar olacak. Çok büyük kentlerimizde bile zaten kütüphane eksikliği çekiyoruz. Ayrıca her kütüphanenin her bilim dalından yayınları kusursuz olarak barındırmadığını da biliyoruz. Ancak bizi ilgilendirdiği için örneğimiz olan Arkeolojide tüm dünyadan kullanıcılar bu sosyal ağ veya ağlar sayesinde istediği kişinin, istediği yayınına doğrudan o kişinin profil takipçisi olarak erişebilmektedir. Ayrıca kendi çalışmalarını yayınladığı takdirde kendi faaliyetlerini de daha geniş bir çevreye duyurabilmektedir. Bir yayın çalışması herhangi bir süreli yayında yayınlandığında ne kadar geniş bir çevreye ulaşabilir? Ancak çalışmanız o süreli yayında yayınlandıktan sonra bir pdf. formatlı kopyasını da bu gibi bir sosyal ağda kendi profiliniz de paylaştığınızda müthiş bir hıza ulaşmış olursunuz. İtalya’daki bir kurumda çalışan önemli bir akademisyenin henüz dün yayınlanmış ve o ülkenin bir kurumuna (üniversite, enstitü, vb.) bağlı çalışan bir süreli yayına verilmiş olan makale, bildiri gibi bir araştırmasına, o araştırmayı bulmaya-okumaya istekli diğer bir araştırmacı ne kadar sürede ulaşabilir? Bu sosyal ağlar sayesinde yazar tarafından yüklendiği takdirde, yüklendiği andan itibaren ulaşılması birkaç saniyeyi geçmeyecektir. Tüm bilim disiplinleri giderek Academia.edu’ya yüklemelerini her geçen gün yapmakta ve Arkeoloji için de hatrı sayılır bir veri kaynağı giderek oluşmaktadır.

Ülkelerin bilim kuruluşlarından özellikle yönetimden sorumlu YÖK gibi kurumların da dikkatini vermesi gereken bir durumdur bu. Sosyal ağların ve bireysel internet kullanımının Medyayı, haberciliği bile ne kadar olumlu ve hızlı etkilediği su götürmez bir gerçek. Bugün en bilindik gazete, dergiler kendi web sayfalarında artık kişisel kullanım alanları oluşturmakta ve standart kullanıcıya söz sahibi olabilmesi için sanal kimlik sağlamaktalar. Bunun da yararları sıradan bir akşam haberlerini izlerken hemen fark edilebilmektedir. Hemen hiçbir haber artık görüntüsüz değil. İnandırıcılığı fazla olamayan, objektifliği tartışılır olan yazılı metinlerin birkaç fotoğrafla desteklendiği habercilik rafa kalkıyor.

Buna örnek birçok haber konusu var. En azından benim aklıma gelen ilk haber geçenlerde İstanbul’dan İzmir’e gitmekte olan tarifeli bir yolcu uçağının motoruna çarpan şimşek/yıldırım nedeniyle alev alması ve sonunda neyse ki bir can kaybı yaşanmadan havalimanına inişini gerçekleştirmesi. Bu haber daha önce belki birkaç fotoğraf ve spikerin sözlü sunumu ile verilebilirdi. Ancak bu haber anlık bir olayı içerir ve eğer bir tesadüf olmazsa(uçakta gazeteci, kameraman yoksa) görüntülenmesi bile imkansızken, uçağın içinden yolcular bir yandan görüntü almış, bir yandan uçak havada seyrederken dışarıdan bu yanan uçağı gören vatandaşlar görüntü almış ve hemen bu video dosyalarını haber ajanslarının sitelerindeki kendi hesaplarına yüklemişler, ajanslarda bu haberi anında vatandaşın yolladığı görüntülerle geçmişlerdir. Bu sayede akıllarda soru işareti bırakmayan haberciliğe doğru adımlar atılabilmekte.

Bizi bu habercilik örneğinde ilgilendiren konu ajansların bu standart kullanıcıyı destekleyen tavrıdır. Bilim kuruluşları da sosyal ağların bu gelişimini doğru kanalize edebilirse çok büyük dijital arşivlere sahip olmamız kaçınılmaz. Birçok rafta kalkmış yayın yönetici bilim kuruluşlarının teşvik ve zorunluluğu (art niyetli bir zorunluluktan bahsetmiyorum) ile bu tür dijital kaynaklara yerleştirilse amacına daha çok hizmet edebilecek, sadece o yayına ulaşabilenler değil doğrudan söz konusu okunmak, faydalanılmak istenen kaynak çok daha fazla insanın hizmetine sunulabilecektir.

Giderek gelişen bu tür sosyal ağlar içerisinde arkeolojide bizim de desteğimizle (kullanıcısı olmak ve faydalanırken güncel olarak kendi verilerimizi sunmamız sayesinde) kendi alanını kurabilir ve hatta sadece Arkeoloji camiasından insanlara hizmet eden bir sosyal ağ kurulabilir. Bu sayede hem artık tartışması bile sıkıcı gelen “kaynak yok, kütüphane yok” sorunu rafa kalkmış olur hem de yazar ve okuyucu arasında doğrudan bir bağ kurulabilir. Üniversite, Enstitü, YÖK vb. gibi yönetici kuruluşlarda bunu bir zorunluluk haline getirdiği takdirde ister istemez önemli bir dijital kaynak alanına sahip olabiliriz. (JSTOR gibi)

Zaten YÖK tarafından ülkede her akademisyenin her yıl faaliyetlerini yüklemekle zorunlu olduğu Yök-Sis adında bir dijital kaynak var ancak kullanımı, sitenin erişim hızı, ve paylaşıma kapalı bir yapılanma olması ile yine de istenilen düzeye en azıdan Academia.edu gibi bir düzeye ulaşamamaktadır.

Akademik paylaşım içerikli bir sosyal ağ sayesinde yazarlar içinde birçok fayda sağlanabilir. Bu arşiv aynı zamanda araştırmacının kendi akademik yayınlarının da bir arşivi olabilecek, istediği anda kendi yayın kronolojisi ve künyelerine ulaşabilecek, ne kadar takip edildiğini, paylaşımlarının kalitesini tartışıp/gözlemleyebileceği, yorumları dikkate alacağı bir ortam sunulabilecektir. Ayrıca bugün hepimiz üzerinde çalıştığımız tez, makale, bildiri vb. bilgisayar ortamında hazırladığımız her veriyi zaten yok olma kaygısı ile ister istemez 40 defa farklı yere kopyalıyoruz. Ancak cd, pc, usb bellek, harici belleklere güvenimiz hiçbir zaman, çalınma ihtimali, bozulma, çökme (virüs saldırısı), çalışmama, kullanıcı tarafından istemeyerek silinebilme gibi nedenler ile tam değildir.  Yine en güvenilir kopyalama alanı bir e-mail hesabı vb.dijital alanlardır. Bu alanlara kaydedilen çalışmalara defalarca kolay erişebiliyor, güvenli bir ortamda depolayabiliyoruz.

Yazının ana fikrine belki birçok muhalefet olacaktır. Ancak şimdiden belirtmek isterim ki; “öğrenci zaten kütüphaneye gitmiyor, şimdi hiç gitmesin” gibi bir gelenekçi eleştiriye baştan kapalıyım. Zaten mantık olarak amaç bir binanın içine fiziksel olarak girmek değil, amaç ister bir binada, ister bir sanal ortamda yazılı bir bilimsel kaynağa ulaşıp, okuyabilmek ve okuyanın da yazabilmesini daha fazla teşvik etmektir.

Saygılarımla.

Emrullah KALKAN

Dokuz Eylül Üniversitesi

Arkeoloji Bölümü