Arkeoloji Üzerine Düşününce!

Arkeolojiyi sevmek ya da sevmemek. Bu şekilde bir ayrım var mı sizce? Yoksa olay sadece ilgilenmek veya ilgilenmemek mi? Arkeoloji ile ilgilenen bir çok defineciyi hangi kategoriye koymalı peki! Değer vermek ya da bir kenara atmak mı yoksa değer biçip satmak mı? Üzerine kapatarak korumak mı yoksa üzerine baraj yapıp yok etmek mi? Yol geçirmek, bina yapmak veya otel inşa etmek mi? Açgözlülük, yetinmemezlik, doyumsuzluk. Vazgeçeceklerini de sanmıyorum. Sürekli devam edecekler zarar vermeye ve yok etmeye! Belki bir gün, bunun gibi davrananları bir şekilde durdurabildik diyelim; belki üzerine gidip yendik ya da onları doyurabilmek için bir şeylerden vazgeçtik, bazı şeyleri feda ettik! Peki hoşgörüsüzleri ne yapacağız? Karşısındaki kişinin görüşlerine saygısı olmayan, düşüncelerini küçümseyen adeta onlara kin güder hale gelmiş olanlar ile nasıl baş edeceğiz. Karşısındakine saygısı kalmamış insanlar topluluğunda bilgi üretmek ya da tam olarak bilgiyi aramak ne kadar mümkün olabilir ki? Peki senin karşı tarafa saygın olmuş muydu? Hiç sanmıyorum. Bir bölünmüşlükten söz etmiyorum, bu çok farklı bir şey. Belli kavramlar içerisinde kendini mutlu hissedebilenlerin yeni şeyler ortaya çıkarmak isteyenleri hoş görmemesi dersem belki doğru bir tanımlama olabilir. Şu anki gelişmişlikle en fazla 100 küsur yıl yaşayabildiğimiz bu dünyada nedendir bu hoşnutsuzluk. 4.5 milyar yaşında olan bir dünya için, üzerinde yaşadığın 100 yıl nedir ki? Düşünmek veya bulmak için bile çok kısa bir süre olan 100 yılını neden nefret etmekle geçirirsin ki? Bu böyle iken bir de engellenmek sevilmemek daha da kötüsü görülmemek! Çoğunluğun beklentisinin olmadığı bir toplumda bu mesleği yapabilmek, hem de bu şartlarda, ne mümkün! Sonra da arkana dönüp içtenlikle pişman olmadan iyi ki olmuşum diyebilmek…

Temel Yılmaz
Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someone