Minos Kültürü Gerçekten Avrupa’nın İlk Uygarlığı mı?

Geçenlerde bana e-posta yoluyla ulaşan Back to the Beginning: Reassessing Social and Political Complexity on Crete during the Early and Middle Bronze Age adlı kitabın tanıtımında şöyle bir ifade vardı:

Ever since their first discovery, at the beginning of the twentieth century, the Minoan court complexes or ‘palaces’ have dominated understanding of the Cretan Bronze Age. It became convention to view their first appearance, seemingly at the beginning of the Middle Bronze Age (ca. 2000 BC), as marking a pivotal point in European social evolution, when the simple, egalitarian societies of the Early Minoan period were transformed into something significantly more complex, hierarchical and ‘civilised’…Taking in not just the principal urban centres of Knossos, Malia and Phaistos, but also the smaller communities that lay beyond, the contributors to Back to the Beginning bring us significantly closer to answering such questions and thereby offer a series of new perspectives on what is popularly thought of as ‘Europe’s first civilisation”.

Metin içinde vurguladığım ifadelerden de anlaşılacağı üzere konu, Minos kültürünün ilk Avrupa uygarlığı olduğuna dair yakıştırmalar. Birçok başka çalışmada da aynı bakış açısını görmeniz mümkün. Peki ama bu ne derece doğru? Buna verilecek cevap bilimsel bulgulardan ziyade modern Avrupalılar’ın neyi nasıl görmek istedikleriyle alakalı, çünkü eğer arkeolojik ve dilbilimsel açıdan bakarsanız Girit sakinlerinin ne kadar “Avrupalı” olduğu tartışılır. En basitinden dilleri: Linear A yazısı Linear B gibi Hint-Avrupa kökenli değildir ve henüz tatmin edici şekilde deşifre edilememiştir. Yakın Doğu dilleri ya da Luvice gibi Anadolu dilleriyle yapılan karşılaştırmalar genel kabul görmemiş ve ikna edici bulunmamıştır; bununla birlikte Doğu Akdeniz kaynaklı olduğu varsayılır. Mikenler’in kullandığı Linear B ise arkaik Yunanca yazmak için Linear A’nın ideogramlarını benimsemiştir, ama elbette dilini değil; yani bizim Türkçe için Latin alfabesini kullanmamız gibi bir durum söz konusu. Buna ilaveten, Girit saraylarının planları da daha ziyade Yakın Doğu saraylarınınkilere benzer. Ayrıca bildiğim kadarıyla Girit’in Neolitik sakinlerinin adaya Güney Anadolu’dan geldiğine dair varsayımlar genel kabul görmüş durumda. Sonuç olarak Giritliler’in kökenlerini Mikenler’in ve nerdeyse bütün Avrupa’nın mensubu olduğu (Etrüskler ve Basklar hariç) Hint-Avrupa dil ailesine sokamıyoruz.

Öte yandan, Minos kültürünün Miken uygarlığı üzerindeki etkileri tartışılmaz. Sanat, zanaatkarlık, elbette yazı, arşiv sistemi, gömü gelenekleri gibi alanlarda etki açıkça görülüyor. İdari yapı açsından iki uygarlık arasında bariz farklar olduğunu biliyoruz. Peki bu sayılanların hepsi onları Avrupa’nın ilk uygarlığı yapmaya yeter mi? Coğrafi açıdan bakarsanız ada Doğu Akdeniz’e daha yakın üstelik ve buna bağlı olarak arkeolojik açıdan Girit’in hem doğu hem de batı etkilerine açık olduğunu görürsünüz. Ama nedense Klasik Yunan’ın asıl atası olması gereken Mikenler yerine, Minoslular bu iş için seçilmiş durumda. Bunun tek açıklaması olabilir: Avrupa’nın köklerini olabildiğince eskiye götürmek; Yakın Doğu kültürleri ve Mısırınkiler kadar önemli ve kadim bir tarih yaratma isteği. Tanıtıma göre Minos kültürü Avrupa’nın sosyal evriminde çok önemli rol oynamış. Breh, breh… Geç Tunç Çağı’nın her zaman dendiği gibi uluslararası yönü ağır basar ve eğer “Akdeniz dünyası” diye bir kavramdan söz edeceksek, bunun başlangıcı da aynı dönemdir. Dolayısıyla, en azından benim için Akdeniz havzasının sosyal evrimi temel alındığında, Girit’in rolü daha iyi anlaşılabilir belki. Peki hangi yönüyle Avrupa’nın sosyal evrimi için önemli? Evet, Mikenler’in yazıyla tanışmasında büyük katkıları var, ama unutmayalım ki Karanlık Çağlar’dan sonra bu yazıyı hatırlayan kimse kalmıyor. Sadece Kıbrıs’ta Linear B’ten türemiş bir yazı biliyoruz ki, bu da Geç Tunç Çağı’nın sonunda buraya gelen göçmenlerin bir katkısı. Klasik Yunanlar’a Minoslular’dan doğrudan kalan bir miras yok gibi bir şey. Dolaylı yoldan alınanlar ise bir evrimin açık göstergesi olabilir mi? Klasik Yunan’a hangi önemli alanda etki etmişler? Felsefe? Şehir planlaması? Demokrasi? Heykeltıraşi?… Tunç Çağları’yla Klasik Yunan arasındaki bağ, Homeros’un zamanında artık sadece destanlarda hatırlanan bir şeylerden ibaretti. Evrim Tunç Çağı’ndan sonra devam etti mi ki? Karanlık Çağlar’dan çıkıldığında yeni bir süreç başlamıştı ve buna Girit’in katkısı tartışılır bence. Bu açıdan bakarsak Yunan alfabesinin gelişiminde Fenikeliler’in daha büyük bir katkısı yok mu? Linear B arkaik Yunanca’ydı, evet, ama Homeros destanları sonuçta Fenike alfabesiyle yazıldı. Üstelik Linear A ve B, gramer yapısı açısından destan ya da düz yazı metinler oluşturmak için çok da kullanışlı bir yazı sayılmaz. Dahası, burada Avrupa derken sadece Kıta Yunanistanı’ndan bahsediyoruz; bütün Avrupa’dan değil. Tanıtım yazısındaki Avrupa’ya, yani bugün bildiğimiz hâliyle Avrupa’ya Minos kültürünün katkısı nedir? En fazla Mikenler’i bazı alanlarda etkilemiş olmaları ve Yunan mitolojisindeki yerleri.

Minos saraylarının ortaya çıkışıyla Avrupa’nın sosyal evrimi arasındaki bağı anlamakta zorlanıyorum. Saraylar elbette belirli bir hiyerarşinin ve organizasyonun göstergeleri olarak önemli. Ama eğer bunları Avrupa bağlamında düşünürsek, sarayların iç işleyişleri hakkındaki sınırlı bilgimizle bu yargıya nasıl varacağız? Ana karadaki Miken “devriminin” ortaya çıkışından ne derece Girit sorumlu? Mikenler’in Yunanistan’a girişiyle Girit’i ele geçirişleri arasında kabaca 100-150 yıl var. Üstelik Mikenler Yunanistan’da ortaya çıktıklarında zaten belirli bir gelişmişlik düzeyine sahip oldukları belli. Minos kültürü Miken kültürünün olgunlaşmasını sağlamış olabilir; din, ekonomik yapı gibi konularda Mikenler’e önemli katkıda bulunmuş olmalarını da kabul ederim. Ama öte yandan Miken sitadelleri ve Minos saraylarının planları ya da her ikisinin sanatları incelendiğinde, aralarında farklı dünya görüşlerine ve idari yapıya işaret eden çeşitli noktalar bulmak mümkün. Mikenler’in Minoslular’ı her alanda tamamen özümsemiş olmaları gibi bir durum yok. Dahası Avrupa’nın ilk yazılı edebi metni olan İlyada’nın aslen Miken sözlü geleneğine dayandığı mantıklı bulunuyor camiada. Minos edebi geleneği hakkında bir yorum bile yapılamıyor doğru düzgün.

Minos kültürün önemsiz göstermek gibi bir niyetim asla yok. Benim derdim, bu kültürün Avrupa değil, Akdeniz perspektifinden incelenmesi gerektiği. Elbette, Minos kültürünün en etkili olduğu yerler Kıta Yunanistanı (kıyılar) ve adalar, ancak bu durum onu Avrupa’nın ilk uygarlığı yapmaya yeten kıstaslar mı? Ne derece ciddi bir etkiden söz edilebiliriz? Bu kültüre Miken uygarlığının ve ardından Klasik Yunan’ı dolaylı ya da dolaysız şekillendiren, Avrupa’nın çehresini değiştiren bir misyon yüklemek, bütünüyle Avrupalılar’ın ben merkezciliğinden başka bir şey değil. Böyle bir başlangıç istiyorlarsa Mikenler tek tercihleri olmalı. Zaten Minos-Klasik Yunan ilişkisini tüm yönleriyle ortaya koyan bir çalışmanın yapıldığını hatırlamıyorum, ama mesela Miken merkezleri ile Ortaçağ Avrupası’nın feodal merkezlerini karşılaştıran bir makale var elimde. Bu makalenin varlığı bile bize bir şeyler anlatmalı.

Burada bütün arkeolojik ya da tarihi verileri ortaya koyarak konuyu derinlemesine tartışmam imkansız olduğu gibi Minos ve Miken kültürleri konusunda uzman değil, meraklı bir amatörüm. Ancak söylemsel açıdan Avrupalılar’ın Minos kültürüne yakıştırdıkları misyon temelde sakat gibi geliyor bana. Sözün kısası, Girit Tunç Çağı kültürü bütünüyle Avrupa uygarlığına montajlanıyor ve bunun arkasında gerçekten ikna edici sebeplerin bulunduğunu düşünmüyorum şahsen.

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someone