Bozcaada Şarap Müzesi

Sıcak bir yaz gününde Bozcaada’da, Şarap Müzesi’ndeyim. Taş duvarları sayesinde az da olsa serinleyebildiğim bu mekanda geçmişten günümüze Bozcaada’daki bağcılık ve şarap serüvenini anlatan heyecan verici bir yolculuğun içine dalıyorum. Müzede şarap yapımı ile ilgili akla gelebilecek neredeyse her şey var: Üzüm presleri, pres altlıkları, küpler, büyük fıçılar, amphoralar, maya hazırlama kapları, şarap kapları… Müzeyi süsleyen bu zengin malzemeye, adadaki bağcılık ve şarap yapma geleneğini anlatan bilgi panoları eşlik ediyor.

Müze binası, şehir merkezinden birkaç kilometre uzakta, bağların arasında kurulmuş. Dolayısıyla aynı zamanda bu bağları gezmek de mümkün. Belirli saatlerde bir görevli müze ziyaretçilerini dışarıda gezdirip üzümün nasıl yetiştirildiğini, nasıl toplandığını anlatıyor. Sonra da açık havada bir çardak altında çeşitli şaraplardan tadıyor insanlar.

Bozcaada’da bir bağevi

Bu yazıyı yazmamdaki amaç aklıma gelen bir fikri paylaşmak sadece. Yukarıda da bu fikri, bir hayal olsa da anlattım. “Bozcaada Şarap Müzesi” diye bir müze yok. En azından henüz yok. Ama merak etmeyin adada bol miktarda içebileceğiniz şarap mevcut. Çamlıbağ, Talay ve Corvus Bozcaada’nın meşhur şarap üreticileri… Adada bir müze var; Bozcaada Müzesi. Ancak bağcılık ve şarapçılıkta kullanılan birkaç alet ve belge dışında esas olarak Bozcaada’nın tarihi üzerine birçok şey bulabileceğiniz bir yer burası. Yani sadece Bozcaada şarapçılığı ile ilgili bir müze değil ne yazık ki.

Günün ilk ışıklarında Bozcaada Kalesi

Şimdi denilebilir ki, “Bozcaada’ya Şarap Müzesi açılsa ne olacak? Adanın turizmi mi canlanacak? E zaten sezonda, hazirandan eylüle kadar, adaya bir hayli fazla sayıda turist gelip gitmekte. Dolayısıyla bir şarap müzesinin açılması ile adanın turizmi eskisine göre 2-3 misline mi çıkacak?…” Burada esas şu soruyu sormak gerekiyor sanırım: Müze dediğimiz şey nedir? Ya da ne işe yarar? Çok mu gereklidir? Şimdi burada bir müzenin ne olduğu ya da ne olmadığına ilişkin detay konulara girmeyeceğim. Bence her şeyin müzesi yapılabilir. Yani klasik anlamda bir müzenin içinde sadece arkeolojik, tarihi, sanatsal ya da etnografik değer taşıyan şeylerin olması gerekmez. Yaşadığımız yüzyılda ve tabii bir önceki yüzyılda hayatlarımızın parçası olan “şeyler” hızla yenileniyor ve eski olanlar bir anlamda çöpe atılıyor. Yaşadığımız çağ bilgi çağı. Bu sözü dikkatli okumak gerek. Artık herkes bir şeylerin peşinden koşturuyor, eskisine göre çok daha hızlı bir biçimde. Kimsenin, işi, ailesi ve yakın çevresi dışında başka şeylere vakit ayıracak durumu pek yok. Müzeleri de, belli bir konuyu insanlara anlatan bir bilgi kutusuna benzetebiliriz. Başarılı bir biçimde düzenlenmiş müzeleri tabii. Bir anlamda müzeler, insanların kolayca görmezden gelebilecekleri, fark edemeyecekleri, ya da fark edebilseler bile zaman ayıramayacakları şeyleri bir bütün halinde insanlara sunabilir. İşte bence müzeler bunun için gerekli.

Aslında belki de, Bozcaada’ya özel değil de, Anadolu şarapçılığını anlatan daha büyük bir müze olmalı. Bunun belki bir örneği Kutman Şarap Tarihi Müzesi olabilir. Mürefte’de 1888 yılında yapılmış olan bir şarap üretim binası bugün Kutman ailesi tarafından bir müzeye dönüşmüş durumda. 20. yüzyılın başından itibaren Mürefte’de şarabın nasıl yapıldığını detaylı bir biçimde anlatıyor ziyaretçilerine. Benim bildiğim kadarıyla şarapla ilgili tek müze bu ülkemizde. Ama işte, genel olarak Mürefte’deki şarapçılığı anlatıyor sadece.

Yurtdışında şarap müzeleri ile ilgili örnekler çok. Paris’te Musée du Vin, Kıbrıs’ta Cyprus Wine Museum, Londra’da Vinopolis bunlardan sadece birkaç tanesi.

Ada sakinleri en azından birkaç bin yıldır devam eden şarap yapma geleneğini halen sürdürmekte. Bir şarap müzesi olsun ya da olmasın farketmez, Bozcaada şarapları herkese, özellikle de tikologlara tavsiyedir.

Afiyet Olsun!
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterEmail this to someone